|
|
|
|
|
Kurtlar Vadisi’nden Biyoloji, Yaprak Dökümü’nden Edebiyat |
|
|
|
|
|
|
Günlerden Perşembeydi. Okuldan eve gelmiştim. Biraz dinlenip yemek yedikten sonra saat 21.00 gibi dersin başına oturacaktım. Ders çalışırken yiyeceğim cipsleri, fındık, fıstık, leblebileri annem hazırlayıp masama yerleştirmiş, koca bir bardak kolayı da koymayı unutmamıştı.
Masanın başına oturup kitaplarımı açtım... “Ne sıkıcı şey ders çalışmak! Keşke hiç çalışmadan rahatlıkla istediğim bölüme girebilseydim!” düşüncesi devamlı beni rahatsız ediyordu. Bu düşünceyle birlikte ilk soruyu çözmeye başladım. Ardından can sıkıntım daha da arttı. Biraz evde dolaşarak bu sıkıntıyı atıp dersimin başına tekrar dönmeyi planladım ve harekete geçtim. Salona girdiğimde ev ahalisi hipnoz olmuşçasına televizyona bakıyorlardı. Aaa, bir de ne göreyim! Televizyonda en sevdiğim dizi olan “Kurtlar Vadisi Pusu” başlamamış mı! İçimden bir ses, “İlk reklâm girene kadar otur seyret, sonra dersinin başına dönersin.” dedi. Tabii ki ben de bu sesi dinledim!
İlk reklâm girmişti, ama dizinin devamında ne olacağı düşüncesi merak duygumu gemlenemez bir duruma getirmişti. O anda içimden bir ses, “Dizinin ardından dersini çalışırsın.” dedi ve ben de bu sese kulak vererek diziyi bitirdim. Saat 23.00’ü gösteriyordu.
Tekrar odama dönüp masamın başına geçtim, ama yorgundum ve uykum gelmişti. İçimdeki ses yine imdadıma yetişti. Bana, “Hafta içi okul, hafta sonu dershane; ne biçim bir hayat. Senin hiç dinlenmeye hakkın yok mu? Zaten bu saatten sonra çalışılacak dersin faydası da olmaz. Hadi bakayım doğru yatağa; marş marş... Ben senin iyiliğini düşünüyorum, sakın ha beni şeytanın olarak tanıma. Ayrıca ben seni sabah erken uyandırırım, dersini sabahleyin çalışırsın.” diyordu bu ses. Bu teklif bana çok mantıklı geldi ve ben de ona itaat edip hemen yatağıma uzandım. Sabah annemin sesiyle uyandım. Annem, “Çocuğum çabuk kalk, okula geç kalacaksın.” diyordu!
Sevgili gençler; bu yazımızda çoğunuzun yaşadığı bir olayı biraz da mizansen katarak hikâye etmeye çalıştım. “Aaaa, bu hikâye aynen beni anlatıyor!” diyen arkadaşların çok olduğunu biliyorum.
Bazılarının hikâyesinde ‘Kurtlar Vadisi Pusu’nun yerine ‘Yaprak Dökümü’, ‘Hanımın Çiftliği’ gibi diziler olabilir. Bu öğrenciler birazcık daha kendilerini rahat hissediyorlar; en azından “Bu diziler sayesinde edebiyatı hallediyoruz hocam!!!” yalanına sığınabiliyorlar…
Yukarıda sizi çalışmaktan alıkoyan şeytanın tavsiyeleri aşağıda devam ediyor. Herhalde şeytanın dediklerinin tam tersini yapmanız gerektiğini izah etmeme gerek yok!
Başarısız olmak isteyen arkadaşlara tavsiyem aşağıda yazılanları uygulamaları!
Öncelikle televizyonda seyredebileceğin maçlar, filmler ve özellikle diziler varsa (Kurtlar Vadisi Pusu, Geniş Aile, Yaprak Dökümü vb) masanın başına kesinlikle oturma; hatta çalışma odana adımını atma. Her güne birkaç dizi filmin olduğu akşamlarda, bütün akşamını televizyon başında geçir.
Eğer çalışmak için odana geçersen kitabını masada sana göre en uzak noktaya koy. Masanla çalışma koltuğunun arasındaki mesafe uzak olsun. Yanlışlıkla gözün kitaba kaysa dahi kelimeleri okuma şansın azalacaktır.
Ders çalışırken mutlaka kendine dinlenme süresi ayır. Hatta bu süre çalışma sürenin 4–5 katı olmalı. Örneğin 10 dakika çalıştıysan 50 dakika evi turla, televizyona bak, ev ahalisiyle muhabbet et, müzik dinle, arkadaşlarınla telefonda konuş.
Çalışırken çok fonksiyonlu sallanan koltuğuna otur. Sallanırken her öne gelişte bir kelime okur, her arkaya gidişte ise dinlenirsin. Eğer sallanan koltuğun yoksa yumuşak, uyumaya son derece elverişli bir koltuk bul ve onun üzerinde uyu; pardon pardon çalış!
Odanda ders çalışırken olması gereken bilumum materyaller şunlardır: Televizyon, bilgisayar, müzik seti, cep telefonu, ev telefonu ve küçük afacan bir kardeş. Odanın duvarları boş kalmamalı, onları da mutlaka afişlerle, resimlerle, fotoğraflarla doldur. Bu sayede duvardaki resimlere bakarak hayal dünyasına çok rahat balıklama dalabilirsin.
Odandaki ışık ya son derece sönük ya da son derece parlak olmalı; gölgen mutlaka ders çalışacağın kitabın ya da defterin üzerine düşmeli; Allah göstermesin, yoksa çalıştığın kitaptaki ya da defterdeki konularla ve sorularla karşı karşıya gelme problemin olabilir.
Odanın sıcaklığı 30 dereceye yakın olmalı; aksi takdirde uyumaya, pardon (yine hata yaptım), çalışmaya başlayacak enerjiyi ve konsantrasyonu sağlayamazsın. Unutma ki çalışmak için gereken enerjiyi odanın sıcaklığından ve yediğimiz yemeklerden alıyoruz. O nedenle akşam yemeğini tıka basa yiyip hemen dersin başına geç.
Müziksiz ders olmaz. O nedenle ders çalışırken müziğin açık olsun. Sana Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay’ın şarkılarını öneriyorum (Orhan Gencebay’ın, çalışma konseptine uyan ‘hatasız kul olmaz’ şarkısını özellikle tavsiye ediyorum). En iyi onlar seni derse konsantre eder.
Kendini huzurlu hissetmiyorsan, huzuru yakalaman için üzerindeki stresi atman gerekir. Bunun en iyi yolu anne-babayla tartışmak ya da varsa evdeki küçük kardeşi hırpalamaktır.
Eveet; şimdi yazdıklarımı uygulayın; bakalım ne kadar verimli çalışacaksınız! |
|
|
|
|
|
Hakan BAYKAL |
|
|
|